Yaz Yağmuru Cam,Camcı,Cam..


Tel:0216 399 86 21 Maltepe / İSTANBUL Yazyağmuru Cam yazyagmurucam@hotmail.com

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


TÜRKİYE'NİN İNTERNET'DEKİ CAMCISI

Tarih: , 7/2/2008 Kategori: iletisim

 

Telefonlarımızdan bilgi alabilir.
Fiyat tespiti yapabilirsiniz.


YAZ YAĞMURU CAM;
Camcılıkta farklılık oluşturmaya devam ediyor.
Amacımız sokak sokak camcı aramadan insanların yoğunlukla kullandığı internet sayesinde en kısa yoldan bir camcıya yani bize ulaşmasını sağlamak.
Ev, işyeri, fabrika, otomobil, eşya veya herhangi bir aksesuar camı olabilir. Aniden gerekebilir ve size bir anda masraf çıkarabilir.
Çevrenizde camcı arıyarak ve fiyat öğrenerek vakit kaybetmektense önce YAZ YAĞMURU CAM'ı arayıp görüşmek sanırım daha kolayınıza gelicektir. Telefon görüşmesi ile kabaca fiyat alabilirsiniz.
En yakın camcıdan şuan size daha yakınız.
.

0 (216)  399 86 21

 

(Bu hizmet sadece Istanbul içerisinde geçerlidir)

yazyagmurucam@hotmail.com

yazyagmurucam@mynet.com

 


 
 

Google Gruplar
Yazyagmuru Cam
Bu grubu ziyaret et

Firmalar Rehberi

Firmalar Rehberi


İşyerinden Görüntüler..

Tarih: , 7/2/2008 Kategori: iletisim


















 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                      
















Y
orulmaz

   Anlayışlı

      Zoru seven

        Yapıcı

          Akıllı

            Güçlü

              Mutlu

                Uslu

                  Rahat

                    Unutulmaz



Cam Kapı Hk. Bilgi

Tarih: , 6/2/2008 Kategori: Cam Urunleri

8 ve 10 mm. kalınlıktaki camlardan, kapı aksesuarlarına göre üretilen temperli cam kapılardır.
Standart ölçüler: 2100x800 mm. ve 2100x900 mm.
(Özel ölçüye göre üretim yapılmaktadır.)


 

 

yazyagmurucam@hotmail.com


Dekoratif Camlar Hk. Bilgi

Tarih: , 6/2/2008 Kategori: Cam Urunleri

 Klasik Buzlu Camlar

Renksiz ve renkli cam eriyiğin biri desenli, iki merdane arasından geçirilmesi suretiyle üretilen buzlu camların bir yüzü düz, diğeri desenlidir. Desenlerin derinliği ve dokusu buzlu camın ışık ve görüntü geçirgenliğini belirler.

4-6 mm kalınlıklarda;
Klasik buzlu: Petek, filiz, hasır ve mandalin desen

 

 

 

 

Elit Buzlu Camlar 

 

Renksiz ve renkli cam eriyiğin biri desenli, iki merdane arasından geçirilmesi suretiyle üretilen buzlu camların bir yüzü düz, diğeri desenlidir. Desenlerin derinliği ve dokusu buzlu camın ışık ve görüntü geçirgenliğini belirler.

4-6 mm kalınlıklarda;
Elit Glass: Çizgi, yaprak, tül, çamdalı desen ve kare

 

 

Telli Buzlu Cam

 

Buzlu telli cam, eriyik halindeki cam bünyesine elektrik kaynaklı bir çelik tel örgünün yerleştirilmesi ile üretilir. Telli buzlu cam, testler ile belgelenmiş süreler içinde yangın alev ve dumanının geçişini önler.

Kırıldığında cam parçacıkları kolaylıkla dağılmadığından, yaralanma risklerinin azaltılması açısından da yararlıdır.
Desen: Mandalin

 

 

Cam Tuğla

19x19x8 cm boyutlarında üretilen içi boşluklu LARA®cam tuğla serisi, net görüntüyü engelleyerek gizlilik sağlarken ışık geçişine de izin veren duvarların yapımında kullanılır.
LARA® Cam Tuğla ile oluşturulan duvarlar ısı ve ses yalıtımı ile hırsızlık ve yangına karşı koruma sağlarlar.
Desenler:Dalga,çizgi,mozaik,prizma,Venüs
Renkler:Mavi, Somon (dalga desen için)

 

 

 

 

yazyagmurucam@hotmail.com

yazyagmurucam@mynet.com

 


Sineklik ve Stor Sistemleri Teknik Özellikleri

Tarih: , 1/2/2008 Kategori: CIFT CAM

Sineklik Sistemleri, istenmeyen sinek, böcek, arı, güve vb. gibi diğer her türlü haşerelere karşı koruma sağlar. Manuel olarak elle kolaylıkla kontrol edilebilir. Uzun ömürlü ve kalıcı olmaları için, dayanıklı alüminyumdan üretilmiş olup, her çeşit kapı ve pencereye uygulanabilme özelliğine sahiptir.
Sineklik ve Stor Sistemleri Teknik Özellikleri
Genellikle pencerelerde dikey stor sineklik, kapılarda yatay stor sineklik tercih edilir. Opsiyonel olarak tavsiye edilen yay frenleme sistemi ile, dikey stor sineklik alt kilittne kurtulduktan sonra, yukarıya doğru yavaşça açılır. Sineklik telinin hareket ettiği yan rayların içinde bulunan çapraz kıl fitiller sayesinde tülün raydan çıkması veya boşluktan sinek girmesi söz konusu olmaz. Yatay stor sinekliklerde tül, bitim profiline takılan özel makara sayesinde, profil üzerinde yatay hareket ederken deforme olmadan ilerler, karşılığındaki mıknatıs yardımıyla bağlantı sağlar ve tül herzaman gergin durur. Yana kayar katlanır sineklik sistemleri sağda veya solda akordiyon şeklinde toplanarak, yer kayıbını önler. Tek kanat veya çok kanatlı olarak standart ölçülerde imal edilir. Katlanma özelliği ile istenilen tüm ara ölçüler yakalanır. Katlanır tülün altındaki taban paleti sayesinde, zeminde herhangi bir ray görünmez, dolayısıyla takılma veya temizlik sorunu yoktur. Katlanarak toplanması tülün rüzgara karşı dayanımını arttırır.

 

 

Sineklik
Sineklik


VİTRAY Hk. Bilgi

Tarih: , 1/2/2008 Kategori: VITRAY

VİTRAY

Günümüzde çok yaygın olarak,  evlerde,  otellerde, fabrikalarda, yemek ve oyun salonlarında, camilerde ve bunun gibi birçok mekanda çok amaçlı kullanılan bir sanat tekniği olan vitraya, kısaca cam resmi diyebiliriz.

    VİTRAY  NEDİR?

Vitray sanatı gün ışığı ile doğan ve yine onun az ve çokluğu ile değişimler kazanan bir ışıklı resim sanatıdır.
Vitrayın  diğer  resim  sanatlarından  ayrı  olan  yönü  onu diğerlerinden üstün kılan tarafı aynı kalmayışı, ışık değişimleriyle, ya da  ışığa  etki  eden  elemanların  değişimiyle  değişik  özellikler kazanmasıdır.
Bir ışığın azalıp çoğalması ve bulutların hareketi, hatta vitrayın arkasında  bulunan  ağaçların  dal  ve yapraklarının  veya  başka cisimlerin hareketi cam üzerinde değişik renk ve gölgeler meydana getirir.
Yakın yüzyıla kadar vitray sanatı doğal ışıktan yararlanmıştır. Teknikteki ilerlemelere paralel olarak değişik kaynaklarda, özellikle elektrik ışığı vitrayın ışık kaynağı olmasını sağlamıştır.
Ayrıca hiç doğal ışık olmayan yerlerde de vitray kullanılmıştır.


  VİTRAY NEREDE VE NE ZAMAN DOĞMUŞ VE NASIL BİR  GELİŞİM  GÖSTERMİŞTİR?

Vitray sanatının doğuşu, ana maddesi olan camın  icadıyla yakından ilgilidir.
Cam insanlar tarafından taş devrinde kullanılmaya başlamıştır. Bunlar volkanik olaylar sonucu meydana gelen doğal (tabii) camlardır.
İlk cam yapımı üfleme aletinin icadıyla Mısır'da başlamıştır. Bu teknik daha sonraları Finike, Yunanistan ve Romalılar tarafından kullanıldı. Roma'da yapılan kazılar Vitrayın M.S. I. yüzyıldan beri yapılmakta olduğunu ortaya koymuştur.
Vitray VII. yüzyılda Araplar, daha sonra da Türkler tarafından kullanılarak sanat değeri yüksek örnekler ortaya konmuştur.
Hıristiyanlık dünyasında sadece dini yapılarda (Kilise, katedral vb.) kullanılan vitray; Türklerde dini yapıların dışında da kendini göstermiş  cami,  türbe  vb.  yapılar  yanında  saray,  köşk,  kasr, kütüphane ve evlerde bol bol kullanılmıştır
.

  VİTRAY NERELERDE  KULLANILIR?

a) Konutlarda; pencerelerde, aydınlıklarda, oda bölmelerinde, paravanlarda,  duvar  panolarında,  abajurlarda ve  kapılarda yer almaktadır.
b) Fabrikalarda;  hizmet  binalarında,  dinlenme-eğlenme tesislerinde, yemek-oyun salonlarında, yönetici, müdür odalarında yer almaktadır.
c)  Otellerde;  dış  mekan  ve  aydınlatma  panolarında,  giriş kapılarında, lobilerde, banyo, yemek, eğlence salonlarında, odaların aydınlatma elemanlarında paravanlarda kullanılmıştır.
d) Ayrıca cami, eğlence yerleri, spor salonları, devlet kurum ve dairelerinde, okullarda, sanat galerilerinde istasyon bekleme salonları gibi yerlerde kullanılmaktadır.


B U Z L U C A M

Tarih: , 30/1/2008 Kategori: Cam Urunleri

B U Z L U   C A M

 

Buzlu camlar geniş kullanım seçenekleri ile çeşitli renk ve desenlerde, iç ve dış mekanlarda ışık ve gizemin önem kazandığı yapı bölümlerinde, Otel, büro, konut, eğlence, iş merkezleri ve buna benzer birçok alanda kullanılır.

 Buzlu camların bir yüzü desenli diğer bir yüzü düzdür.

TELLİ BUZLU CAM
Buzlu cama nazaran ışık geçirgenliği kadar güvenlik faktörüne de gerek duyulan yüzeylerde, sosyal ve endüstriyel yapılarda, asansör kovanları, iç bölme, balkon korkuluklarında yaygın olarak kullanılır.
  
 

 delta

 

hasir1limon 

parmakizi


D E K O R A T İ F C A M L A R

Tarih: , 30/1/2008 Kategori: Cam Urunleri

D E K O R A T İ F   C A M L A R


Düz cam'ın asit yardımı ile birlikte işlenerek şekil verilmesinden sonra elde edilen üründür.
 

Ürünümüzün kullanım alanı geniş bir kitleye hitap etmekle birlikte daha çok,

 salon ve oda kapılarında, mutfak dolaplarında, vitrin kapaklarında,

duşa kabin ve ara bölme olmak üzere birçok alanda kullanılır.


Ürünümüz 4 - 6 - 8 - 10 mm kalınlığında 2.250 x 1605 mm ebatlarında üretilip pazarlanmaktadır.

Dekoratif Cam Çeşitlerimiz ;

armonibambu

boncukbuketdamlahasir

midyesalesantuksatina

topkapiyaprakyildiz

 

 

 

 

yazyagmurucam@hotmail.com

yazyagmurucam@mynet.com

yazyagmurucam@gmail.com

 


Camın Yapısı & Cam Ambalaj ve Çevre Hk. Bilgi

Tarih: , 1/1/2008

 

Camın Yapısı

 

Cam elle tutulursa sert ve durgun bir etki yapar. Kırılganlığı nedeniyle de sert bir yere vurulunca kırılır. Böyle olmakla birlikte kimyacılar "içinden su içtiğimiz kabın kendisinin bir sıvı olduğunu" söylerler.

Bütün bunlar soğumuş, durgunlaşmış camın belli başlı özellikleridir. Oysa yüksek ısılara çıkarıldığında camın bu özellikleri tümüyle değişir. Önce yumuşamaya başlar. Sonra akıcılık kazanır. Hatta yeterli olan ısı sağlanırsa "su gibi" akar.

Cam bir maden olarak tanımlanır. Ama diğer madenlere göre çok önemli bir değişikliği vardır. O da "erime noktası" değil "yumuşama noktası" olmasıdır. İşte bu önemli özelliği nedeniyle camın içinde bulunduğu ortamın ısısı arttırılırsa gittikçe daha çok sıvılaşır ve akıcılık kazanır. Bu durum, camın çok değişik yöntemlerle biçimlendirilmesini ve üfleyerek şişirilmesini sağlar.

 

 

Cam Ambalaj ve Çevre
 

Cam üç ana maddeden oluşmuştur: Kum, soda ve kireç. Bu malzemeler, 1500 dereceye kadar ısıtılarak eritilir. Cam üretiminde ortaya çıkan gazlar ve sıvı atıklar mutlaka filtre ve arıtma işlemlerinden geçmektedir. %100 oranında geri dönüşlü olan cam, çevreden toplanıp; renk ayrımı, temizleme, yıkama ve öğütme işlemlerinden geçtikten sonra yeniden üretime kazandırılır. Bu işlem sonsuza kadar sürebilir. Bu süreçten sonra erimeye hazır hale gelen kırık camlar, camı oluşturan kum, kireç ve sodadan daha düşük sıcaklıkta erir. Kırık camların eritilmesi ve yeniden değerlendirilmesi, asıl süreçten daha az enerji kullanılmasını sağlamaktadır. Hammadde kullanımı yerine geri dönüştürülerek üretilen cam, üretimi sırasında neden olunan hava ve su kirliliğini azaltmaktadır.

Kullandığımız her üç cam ambalajdan en az biri, geri kazanılan camdan yapılmıştır. Cam ambalaj üretiminde atık cam şişe ve kavanozlar kullanılır. Diğer cam çeşitleri, içerdikleri hammaddenin farklı olması nedeniyle bu işleme dahil edilmez. Toplama merkezlerinde toplanarak geri dönüştürülen cam şişe ve kavanozlardan %100 oranında geri dönüştürülmüş hammadde ortaya çıkmaktadır.

 

 

 

 

 

yazyagmurucam@hotmail.com

yazyagmurucam@mynet.com

yazyagmurucam@gmail.com


CAMIN ÖYKÜSÜ Hk. Bilgi

Tarih: , 31/12/1999

 

Bundan çok seneler evvel, büyük olasılıkla M.Ö. 3000 sonlarına doğru Bronz Çağında keşfedilmiş cam. Cam yapımının başlangıcı için bir rivayet Plinius'un naklettiği şu hikayedir:

"Suriye'de Fenikeliler zamanında Karmel (Carmelus) Dağı'nın alçak tepeleri arasında bataklık bir bölge vardır. Beleus Nehri'nin bu bataklıkta başladığı ve 8 km. aktıktan sonra Prolemais eyaletine yakın bir yerde denize döküldüğü sanılır. Bu nehrin suyu içilemeyecek kadar ağır olduğu halde kutsal sayılır ve kıyılarında dini törenler yapılırdı. Çamurlu birikintilerle dolu ve epey derin olması dolayısıyla nehrin dibindeki kum ancak suların çekilmesiyle meydana çıkardı. Bu kumlar dalgalarla çalkalanarak çamur ve yabancı maddelerden ayrılıp temizlenirdi. Kumun toplandığı kıyı boyu 1 km'den az olmasına rağmen, burası asırlarca cam yapmak için kullanılan asıl madenin biricik kaynağı olmuştur. Rivayete göre güherçile dolu bir gemi bu noktada demir atmış. Geminin tayfaları kıyıda yemek hazırlarken odun yakmak üzere ocak kurmak istemişler, fakat civarda taş bulamadıklarından gemiden getirdikleri güherçile ile ocak yapmışlar. Odunları yakınca kum ile güherçilenin beraber ergimesiyle o zamana kadar bilinmeyen saydam bir sıvının ocaktan sızdığını görmüşler. Böylece cam bulunmuş." Plinius hikayesinin geçtiği yeri doğru seçmiş. Antik çağlarda Belus'un kumları çok meşhur idi.

M.Ö. 2000li yıllarda, bugünkü Kaş Uluburun açıklarında batan bir gemide, INA (Institute Nautical Archeology) tarafından yapılan kazılarda günışığına çıkarılan birçok malzemeden biri de mavi cam külçelerdir. Bu cam külçeleri, sıvı haldeki camın kalıplara dökümü ile elde edilmiştir. Kalıbın şekli, taşıma sırasında az yer kaplaması için pide biçimindedir. Mezopotamya'da üretilmiş cam eserler ve yapım teknikleri çok kısa bir süre içersinde diğer merkezlere ihraç edilmiştir. Camdan yapılmış kaplara ilk olarak M.Ö. 16. yüzyıl sonlarına doğru rastlanır. Daha erken dönemlerde, camın soğukken işlenmesi ve taşçılar tarafından kullanılan tekniklerle kesilmesi, yerini bu dönemde camın sıcakken işlenmesini gerektiren kap üretimine bırakır. İlk kullanılan iç kalıplama yöntemiyle küçük şişe, bardak ve kadehler üretilmiştir. Bundan çok kısa bir süre sonra da cam ustaları, mozaik camdan bardak, kase ve plaka üretmek üzere ayrı bir kalıplama yöntemi geliştirmişlerdir. Camın ilk defa büyük ölçekte kullanılması Fenike'de M.Ö. 1000 yıllarında fildişinden yapılmış eşyalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Cam, fildişi üzerine kakma yöntemiyle işlenmiş ve çeşitli figürlerin, çiçek desenlerinin detaylarını vurgulayabilmek ve fildişine çok renkli bir görünüm vermek amacıyla dekoratif olarak kullanılmıştır. M.Ö. 5. yüzyılda balmumundan yapılmış veya balmumu sürülmüş tek parça olan bir dış kalıba, erimiş camın dökülerek şekil verilmesi anlamına gelen "lostvax" tekniği kullanan yeni endüstri, döneminin maden eşyalarını kopya ederek çok özenle yapılmış lüks sofra takımları üretmiştir. Hellenistik dönemde MÖ. 1. yüzyıla kadar iç kalıplama yöntemiyle üretilmiş geleneksel merhem şişelerinin yanısıra, yeni ve üstün bir teknik olan iki cam tabakası arasına altından bir levha (sandwich gold glass) konularak M.Ö. 3. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilebilecek cam sofra takımları yapılmıştır. Bunlar, antik cam ustaları tarafından planlanarak tam set halinde üretilmiş ilk yemek takımlarıdır. Roma döneminde, cam endüstrisinin gelişmesiyle bağlantılı olarak cam ilk defa daha ucuza ve çok miktarda üretilmeye başlanmıştır. M.Ö. 1. yüzyılda üfleme tekniğinin bulunmasıyla cam, lüks bir meta olmaktan çıkmıştır. Cam, yaşamın birçok alanına girmiş; gündelik eşyaların yanısıra mozaik, pano ve dış cephe kaplamaları, pencere camı, arkasının metal folyo (altın veya gümüş) ile sırlanıp ayna gibi kullanılması Roma döneminde gerçekleştirilmiştir. Pomponius Mela, Mısırlılar'ın siyah camdan büyük heykeller yaptığını yazar. Plinius ise Ammon Tapınağı'nda zümrüt yeşili camdan yapılmış 4 metre boyunda bir Serapis heykeli ve sütundan bahseder. Lucius Severus kullandığı kadehe savaş atının ismini vermiş: "volucris" (hafif kanat).

Petronius, Satyrikon adlı eserinde,

"En iyi gereç camdır bence

Koku üretmez kesinlikle

Altına yeğlerdim ben camı,

Kırılmayacak olsa hele"

derken, aynı eserin bir başka bölümünde bu dileğine karşılık Trimalchios tarafından anlatılan şu hikayeyi nakleder:

"Bir usta kırılmaz camdan bir kase yapmıştı. Caesar onu huzuruna kabul etti. O zaman kaseyi Caesar'dan geri aldı ve yere attı. Caesar çok korkmuştu. Fakat diğeri kaseyi yerden aldı; kasede aynen bronz kaplarda olduğu gibi bir göçük vardı. Cebinden bir çekiç çıkarak sükûnet içerisinde kabı düzeltti. Bu işi başardıktan sonra artık kendisini Jüpiter gibi hissetmeye başlamıştı. Bu duygusu, özellikle berikinin: '-Bu işi senden başka yapmasını bilen var mı?' sorusu ile kuvvetlendi. '-Hayır' diye cevap verdiğinde Caesar onun başını kestirdi. Çünkü eğer bu teknik herkes tarafından öğrenilseydi altın, pislik ile eşdeğer olacaktı." Antik Çağ'ın cam ustalarından Ariston, Artas, Eirenaros, Ennion, Meges, Nikon, Tryphon, Jason, Senta Secunda, Sarhoş İbrahim Paşa, Mevlevi Mehmed Dede, bugün Paşabahçe Fabrikası'nda cam potalarının içindeki gece gündüz hiç sönmeyen alevlerden selamlıyorlar. Ve dilekleri her birinin; yüzyıllar öncesinden günümüze üflenip camda hayat bulan nefeslerin geleceğe, yüzyıllar ötesine ulaştırılması...


TÜRKİYE'de CAM SANAYİİ



Türklerde camcılığın Selçuklulara kadar uzandığı bilinmektedir. Selçuklu saraylarında bulunan renkli cam parçaları, bu yapılarda vitrayların kullanıldığını açıkça göstermekledir. Osmanlılarda ise özellikle fetihten sonra İstanbul, camcılığın merkezi olmuştu. Dahası cam üretimi Osmanlılar döneminde önemli bir sanayi ve sanat dalı haline gelmişti. 17. ve 18. yüzyılda cam sanayii İstanbul'da Eğrikapı Tekfur Sarayı ve Baruthane civarında toplanmıştı. 1795 yılında Beykoz Çubukluda bir cam imalathanesi kurulmuş ve çeşm-i Bülbülleri ile ün yapmıştı. 1899'da Paşabahçe'de 900 işçi çalıştıran bir başka cam imalathanesi kurulmuş ancak dış rekabet karşısında 1902'de kapanmıştı.

Cumhuriyet döneminde cam imalatı konusunda ilk girişim 1933 yılında Ziya Üçüncü tarafından Tekfur Sarayı civarında çay ve su bardağı üretimi amacıyla yapılmış, ancak bu deneme de uzun ömürlü olmamıştı. Bugünkü cam sanayiinin kuruluşu için temel girişim 1934 yılında, 3000 ton/yıl şişe ve bardak üretecek fabrika ile başlayıp, buna 2000 ton/yıl kapasiteli düz cam fabrikasının eklenmesini öngören 1. Sanayi Planında ele alınmış ve bu cam fabrikasının kurulma görevi Türkiye İş Bankası'na verilmiştir. Türk Cam Sanayii için dönüm noktası olan bu tarihten yaklaşık 16 ay sonra, Türkiye İş Bankası tarafından Fransız Stein firması sorumluluğunda Paşabahçe'de kurulan fabrika cam üretimine başlamıştır. Fabrika daha sonra 1936 tarihinde kurulan Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.'ne (Şişecam) devredilmiştir. Cumhuriyet Türkiyesi'nde yılda 3000 ton şişe ve bardak ile başlayan camın serüveni, Şişecam'ın önderliğinde bugün en ileri teknolojilerin kullanıldığı yöntemlerle ve düz camdan otomobil camına, cam elyaftan ev eşyasına uzanan ürün yelpazesiyle 1 milyon ton/yıl'a ulaşmıştır. Artık uluslararası pazarlarda da önemli bir yeri olan Türk cam sanayii, Şişecam'ın 104 ülkeye gerçekleştirdiği ihracat sayesinde cam ile özdeşleşen Paşabahçe adını tüm dünyaya duyurmuştur.

* Not : Camın Öyküsü Arkeolog Sn. E. Çiğdem Demir'in SKYLIFE Nisan 1996 sayılı dergideki yazısından alınmıştır.

 

http://www.website-hit-counters.com